Gazete Takip

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Pandemisiyle Başa Çıkma Yolları

Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Pandemisiyle Başa Çıkma Yolları

Gazete Takip Gazete Takip -
41 0
dijital yorgunluk - Dijital Yorgunluk: Modern Hayatın Sessiz Pandemisiyle Başa Çıkma Yolları

Gazetetakip.com.tr olarak, modern yaşamın getirdiği yoğunluk ve teknolojik gelişmelerin ruh sağlığımız üzerindeki etkilerini mercek altına alıyoruz. Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, günümüz insanının sıklıkla dile getirdiği ‘çok yorgunum’ serzenişinin ardındaki nedenleri ve özellikle dijital yorgunluk olarak adlandırılan yeni nesil tükenmişlik halini değerlendirdi.

Sürekli Yorgunluk: Bir Sonuç mu, Bir Teşhis mi?

Dr. Müge Yaşar’a göre, sürekli hissedilen yorgunluk aslında tek başına bir rahatsızlık değil, daha derinlerde yatan sorunların bir yansıması. Depresyon, anksiyete, uyku bozuklukları ve iş yaşamının getirdiği baskılar gibi pek çok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bu durum, modern yaşamın hızına ayak uydurmaya çalışan insan biyolojisi için ağır bir yük oluşturuyor. Pandemi sonrası dönemde artan dijital etkileşimler ve genel yaşam temposu, bu yorgunluk hissini daha da belirgin hale getiriyor. Dr. Yaşar, “Yorgunluk aslında yeni bir tanımlama değil ama çağın yeni dili haline geldi” diyerek bu durumu özetliyor.

Dijital Dünyanın Yorgunluğu: Tükenmişliğin Yeni Adı

Teknolojinin hayatımızdaki yeri arttıkça, sürekli bir uyaran bombardımanı altında kalıyoruz. Bildirimler, mesajlar, sosyal medyadaki kusursuz görünen hayatlar ve “geride kalıyorum” hissi, ruh sağlığımız üzerinde ‘dijital tükenmişlik’ veya ‘sosyal medya yorgunluğu’ olarak adlandırılan yeni bir tablo oluşturuyor. Dr. Yaşar, bu durumun beynimizi sürekli yüksek alarmda tutarak kronik strese yol açtığını belirtiyor. Bu durum, vücudun sempatik sinir sistemini aşırı çalıştırarak ‘allostatik yük’ adı verilen bir yıpranmaya neden oluyor. Yapılan araştırmalar, sosyal medyayı yoğun kullanan bireylerde kaygı, depresyon ve dikkat eksikliğinin yanı sıra belirgin yorgunluk belirtileri görüldüğünü ortaya koyuyor. ‘Fear of Missing Out’ (FoMO) yani bir şeyleri kaçırma korkusu da bu yorgunluğun tetikleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor.

Yavaşlamak ve Durmak: Dijital Yorgunlukla Mücadele Yöntemleri

Sürekli yorgunluk, bedenimizin ve zihnimizin bize bir uyarı verdiğinin göstergesi. Bu noktada çözüm, yaşam ritmimizi yeniden ayarlamak ve gerektiğinde bir ruh sağlığı uzmanından destek almak. Özellikle ekran süresinin azaltılması, gençlerde ve çalışanlarda görülen uyku bozuklukları, hareketsizlik ve özgüven sorunlarıyla mücadelede kritik önem taşıyor. Dr. Yaşar, ‘dijital hijyen’ ve ‘dijital detoks’ gibi kavramların bu süreçte giderek daha fazla önem kazandığını vurguluyor.

Dijital Detoks ve Sınır Koyma: Zihinsel Sağlığın Anahtarı

Dijital detoks uygulamaları, zaman yönetimi ve net sınırlar belirlemek, yorgunluk ve tükenmişlik hissini azaltmada oldukça etkili yöntemler. Dr. Yaşar, “Sınır koyma becerisi tükenmişlikten korunmanın en önemli aracıdır” diyerek, hem başkalarının taleplerine hem de kendi mükemmeliyetçi iç sesimize karşı sınırlar koymanın önemini vurguluyor. Yatmadan bir saat önce ekranları kapatmak, melatonin salgılanmasını destekleyerek uyku kalitesini artırabilir. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak ise sürekli tetikte olma halini azaltır. Zaman yönetimi konusunda ise Dr. Yaşar, enerjinin yüksek olduğu saatleri belirleyip zorlu görevleri bu zaman dilimlerine yaymanın bilişsel tükenmeyi önleyebileceğini belirtiyor.

Anı Yaşamak ve Kendine Şefkat: Tükenmişliği Önleme Stratejileri

Dr. Müge Yaşar, yorgunluk ve tükenmişlik halinden korunmak için herkesin uygulayabileceği stratejiler olduğunu belirtiyor. Farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleri, zihnin geçmiş ve gelecek kaygıları arasında gidip gelmesini engelleyerek anı yaşamaya odaklanmayı sağlıyor. Düzenli diyafram nefesi, vücudun parasempatik sistemini aktive ederek dinlenmeyi ve rahatlamayı destekliyor. Enerjiyi tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere yönelmek, aile ve arkadaşlarla geçirilen kaliteli zaman, yalnızlık ve tükenmişlik riskini azaltan en güçlü faktörler arasında yer alıyor. Son olarak, Dr. Yaşar, kendine karşı nazik olmanın ve hatalar karşısında kendini yargılamak yerine desteklemenin, mükemmeliyetçilikle mücadelede en etkili yol olduğunu vurguluyor.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir